P-Track

Workspaces are evolving into more open and united spaces since the beginning of the 20th century. The condition of spaces were not the only things that have been changing but the way people work have been changing too. For example mass production workshops evolved into offices where people do clerical work. These changes didn’t have any smooth transitions between them. That is why we struggled creating optimal conditions for employees. Many different things had been tried but there were still something missing. Majority of open office furnitures were trying to create an illusion. They tried to imitate the sense of private offices by dividing space with solid surfaces. That is what we call now cubicles. That approach was not using the advantages of open space, on the contrary it brought lots of cons.

My objective was to benefit from the potential of open space. I tried to give my users the opportunity of customize their layout according to their will and needs. Flexibility is a keyword for me in that way. It was crucial for me not to put employees in claustrophobic, light blocking modules I tried to divide space but not too much or less than necessary. I also wanted to provide order in offices. Therefore I designed my each module as a cable management element and power unit. I did not want to design high end exclusive products because that would limit my share in market. I wanted to reach as much target groups as I can. Customizability feature would ensure that.

20.yüzyıl başlarından beri çalışma alanları daha açık ve bütünleşik mekanlara dönüşüyorlar. Dönüşen tek şey mekan koşulları değil, bununla birlikte insanların çalışma biçimleri de bir değişim içinde. Örneğin eskiden açık ofislerin öncüleri olan seri üretim atölyelerinin yerini masa başı işi yapılan ofisler aldı. Bu değişimler öyle hızlı oldu ki süreçler arasında pürüzsüz bir geçiş olmadı. Bu nedenledir ki çalışanlar için en uygun koşulları yaratmakta zorlanıldı. Çokça şey denendi ancak bir şeyler hep yanlış oldu veya eksik kaldı. Açık ofisler için tasarlanan mobilyaların çoğun aslında bir ilüzyon yaratmayı amaçlar. Mekanı katı yüzeylerle bölerek özel ofis hissini taklit etmeye çalışırlar ki biz bugün onlara ‘’cubicle’’ diyoruz. Bu yaklaşım açık mekanların avantajlarını kullanmak bir yana, bilakis pek çok dezavantajı beraberinde getiriyor.

Benim amacım açık mekanların potansiyelini lehime kullanmaktı. Kullanıcılara düzenlerini -ihtiyaçları ve arzuları doğrultusunda- kendilerinin çeşitli modifikasyonlar yaparak kurma imkanı tanımak istedim. Bu noktada esneklik benim için anahtar kelimeydi. Çalışanları kapalı, boğucu ve ışığı kesen dar modüllere koymaktan kesinlikle kaçınmaya çalıştım. Mekanı bölerken yarattığı kapalılık hissinin gerekenden çok veya az olmaması için çeşitli denemeler yaptım. Tüm bunların yanında ofislerde düzeni sağlamak adına da çalışmalarım oldu. Bu nedenle her modülümü birer kablo toplama elemanı olarak tasarladım. Özel üretin ve aşırı pahalı ürünler yapmaktan kaçındım. Zira bu durum benim hitap ettiğim kitleyi ciddi bir şekilde düşürecekti. Ancak benim istediğim olabildiğince çok kullanıcı grubuna hitap etmekti.

Kahraman Ege Ceri
  • DateJune 29, 2020
  • Category2019